Yargıtay içtihatlarına göre, 'cesetsiz cinayet' kavramının hukuki geçerliliği ve bu tür dosyalarda mahkumiyet hükmü kurulabilmesi için aranan temel koşullar nelerdir? Özellikle ikrarın niteliği ve maddi delillerin yokluğunda bilimsel/mantıksal açıklamaların önemi üzerinde durunuz.
Yargıtay içtihatlarında 'cesetsiz cinayet' kavramı, prensipte ceset olmadan mahkumiyetin zorluğu kabul edilmekle birlikte, belirli koşulların varlığında hukuki geçerliliği olan bir durumdur. Amaç, maddi hakikate ulaşmak ve 'ceset yoksa cinayet de yok' algısının suça eğilimi olanları cesaretlendirmesini engellemektir (Sen, Cesetsiz Cinayet). **Temel Koşullar ve Yaklaşım:** 1. **Etkin ve Makul Süreli Arama:** Öncelikle, maktulün cesedinin etkin ve makul sayılabilecek uzunlukta aranmış olması gerekir. Arama çalışmalarından sonuç alınamamış olması, cesedin neden bulunamadığına dair mantıklı ve bilimsel bir açıklamanın varlığına bağlanmalıdır (Yargıtay 1. CD 04.07.2017 K., 2016/235 E. ve 2017/2533 K.). Örneğin, cesedin atıldığı derenin özellikleri, aradan geçen uzun süre ve hava şartları gibi faktörler, cesede ulaşılamamasının olağan bir durum olduğunu açıklayabilir. 2. **Ölüm ve Öldürülme Kabulü:** Mağdurun öldüğünün ve hatta öldürüldüğünün, bunun sebebinin ve sorumlusunun varsayımdan öteye geçen somut delillerle tespiti gerekir. Kişinin hayatta olduğuna dair hiçbir emarenin bulunmaması, uzun süredir haber alınamaması gibi durumlar bu kabulü destekleyebilir. 3. **İkrarın Niteliği ve Güvenirliği:** İkrar, cesetsiz cinayetlerde önemli bir delil kaynağıdır ancak tek başına yeterli değildir (Sen, Cesetsiz Cinayet). * **Ayrıntılı ve İnandırıcı İkrar:** İkrarın soyut olmaktan uzak, olayın gerçekleşme sebebine, nasıl ve nerede gerçekleştiğine ilişkin ayrıntılı anlatımlar içermesi gerekir (Yargıtay 1. CD 12.04.2021 K., 2019/1913 E. ve 2021/6638 K.). * **Güvenilirlik Testi:** İkrarın güvenilirliği sorgulanmalıdır. Sanığın kendiliğinden, herhangi bir sebep yokken veya vicdan azabıyla yaptığı ikrar, güvenilir kabul edilebilir. Ancak ikrarın baskı altında alındığı veya sanığın kendisini cezadan kurtarmaya yönelik olarak çelişkili ifadelerle başkalarını suçladığı durumlarda ikrara şüpheli yaklaşılmalıdır (YCGK 05.07.2023 K., 2022/1-535 E. ve 2023/312 K. karşı oyları). 4. **Destekleyici ve Tamamlayıcı Deliller:** İkrarı doğrulayan veya ikrar yoksa dahi suçu ortaya koyan somut deliller gereklidir. Bunlar: HTS, PTS, kamera kayıtları gibi teknolojik deliller; görgü tanığı beyanları; olay yerinde bulunan kan izleri, doku veya kemik parçaları gibi maddi bulgular. Bu deliller, sanıkların olay anında birlikte olup olmadığını, maktulün akıbetini ve olayın oluş şeklini teyit etmelidir. Şüphenin sanık aleyhine yüzde yüz yenildiğinden bahsedilebilmesi için tüm bu delillerin bir bütün olarak birbirini desteklemesi şarttır. **Hukuki İnceleme ve Eleştiriler:** Uygulamada, 'vicdani kanaat' veya 'hayatın olağan akışı' gibi kriterlerle mahkumiyet kararları verildiği gözlemlense de, bu durum CMK m.223/5'teki 'sabitlik' (yüzde yüz ispat) şartıyla çelişir ve 'yaklaşık ispat yasağı'nı göz ardı eder. Bu tür kararlar, maddi hakikate ve adalete aykırı sonuçlar doğurma potansiyeli taşır ve hukuki güvenlik ilkesini zedeleyebilir. Bu nedenle, cesedin veya kalıntılarının bulunamamasına rağmen mahkumiyete gidilecekse, bu durumun bilimsel ve mantıksal açıklamaları ile desteklenmiş, şüpheyi tamamen gideren, tutarlı ve güvenilir delillerle yapılması zorunludur.