Uyuşturucu madde ticareti suçlarında, gizli soruşturmacı veya gizli soruşturma yapan adli kolluk görevlisi tarafından birden fazla kez uyuşturucu madde alınması durumunda, zincirleme suç (TCK m.43) hükümleri uygulanır mı? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun bu konudaki istikrarlı yaklaşımını ve hukuki gerekçesini açıklayınız.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun istikrarlı uygulamasına göre, uyuşturucu madde ticareti suçlarında, gizli soruşturmacının (veya gizli soruşturma yapan adli kolluk görevlisinin) asıl amacı uyuşturucu madde satın almak değil, suçu ve failini belirlemek, suçla ilgili delilleri elde etmektir. Bu nedenle, görevlilerin aldıkları uyuşturucuyu devralma ve mal edinme iradeleri bulunmadığından, olayda gerçek bir alım satım söz konusu değildir. Gerçekleştirilen eylem, sanığın suçunu delillendirme işlemidir. Ceza Genel Kurulu (örneğin, 2015/10-57 E., 2015/279 K.; 2015/10-157 K., 2015/283 K. ve 2018/220 E., 2021/328 K.) bu hususu defaten vurgulamıştır. Adli kolluk görevlilerince ilk alım yapıldığında, sanığın 'satmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma' suçu ve bu suça ilişkin deliller zaten tamamen ortaya çıkmış olur. Görevlilerin daha sonra aldıkları uyuşturucuları, sanığın ilk satıştan sonra temin ettiğine dair bir delil bulunmadığı sürece, satmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmanın temadi ettiği (devam ettiği) kabul edilir ve TCK m.43 gereğince zincirleme suç hükümleri uygulanmaz. Hareketin en ağırına göre ceza verilir. Bu yaklaşımın temelinde, devletin görevinin suçun işlenmesini önlemek ve işlenmişse faillerini yakalamak olduğu, sanığın ceza sorumluluğunu artırmaya yönelik kışkırtıcı davranışlardan kaçınılması gerektiği ilkesi yatar. Aksi takdirde, Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen 'hukuk devleti' ilkesi ve AİHS'nin 6. maddesinde hüküm altına alınan 'adil yargılanma' hakkı ihlal edilmiş olacaktır.