Gizli soruşturmacının kimliğinin değiştirilmesi ve bu kimlikle hukuki işlemler yapılabilmesi, hukukun genel ilkeleri ve pratik uygulamalar açısından ne tür sorunlar doğurabilir? Kimliğin gizliliğinin sona erme süreci ve tanık olarak dinlenme usulündeki özel düzenlemeleri tartışınız.
Gizli soruşturmacının kimliğinin değiştirilmesi ve bu kimlikle hukuki işlemler yapılması, CMK m.139/2 uyarınca mümkündür. Bu durum, 'uydurma kimlik' kavramını getirerek soruşturmacının uzun süre örgüt içinde kalmasını sağlar. Ancak bu durum, kimlik tespiti, sahtecilik gibi suçlar açısından yasal zeminde özel bir muafiyet alanı yaratır ve 'kimliğin oluşturulması ve devam ettirilmesi için zorunlu olması durumunda gerekli belgeler hazırlanabilir, değiştirilebilir ve kullanılabilir' ibaresiyle geniş bir yetki tanır. Bu yetki, hukuki güvenlik ve şeffaflık ilkeleriyle çelişme potansiyeli taşır. Soruşturmacının kimliği, görevinin sona ermesinden sonra da gizli tutulur (CMK m.139/3). Kovuşturma evresinde tanık olarak dinlenmesinin zorunlu olması halinde ise, duruşmada hazır bulunma hakkına sahip bulunanlar olmadan veya ses ya da görüntüsü değiştirilerek özel ortamda dinlenir. Bu durumda, 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu'nun 9 uncu maddesi hükmü kıyasen uygulanır. Bu özel dinleme usulü, soruşturmacının güvenliğini sağlamayı hedeflerken, savunma hakkı ve 'silahların eşitliği' ilkesi açısından tartışmalara yol açabilir, zira sanığın tanıkla doğrudan yüzleşme ve soru sorma hakkı kısıtlanmaktadır. (Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2022/6027 E., 2024/621 K.)