Cesetsiz cinayetlerde, sanığın 'vicdan azabı' nedeniyle suçu itiraf etmesi, ikrarın güvenilirliği açısından nasıl bir etki yaratır? Yargıtay bu tür ikrarlara nasıl yaklaşır?
Cesetsiz cinayetlerde, sanığın görünürde hiçbir dış baskı veya zorlama olmaksızın, üzerinden zaman geçmiş bir olayı 'vicdan azabı' duyduğu gerekçesiyle kendiliğinden gelip itiraf etmesi, ikrarın güvenilirliğini artıran önemli bir faktör olarak kabul edilir. Çünkü kişinin, aleyhine sonuç doğuracak bir suçu, herhangi bir menfaati veya zorunluluğu olmadan, sırf içsel bir pişmanlıkla itiraf etmesi, genellikle samimiyet karinesi taşır. Yargıtay, bu tür ikrarları değerlendirirken, ikrarın ayrıntılı, tutarlı ve olayın diğer bilinen (veya sonradan tespit edilen) unsurlarıyla uyumlu olup olmadığına bakar. Eğer ikrar, cesedin atıldığı yer gibi doğrulanabilir detaylar içeriyorsa ve bu detaylar (ceset bulunamasa bile) mantıklı ve olayın özellikleriyle uyumluysa, mahkumiyet için güçlü bir delil olarak kabul edilebilir. Örneğin, YCGK 2013/1-59 E. sayılı kararında (Prof. Dr. Şen'in makalesinde atıf yapılan), sanığın kendiliğinden başvurup itirafta bulunması ve olayı uyumlu şekilde anlatması dikkate alınmıştır.