Cesetsiz cinayetlerde, Yargıtay'ın bazı kararlarında 'maktulün nüfusta hala sağ gözükmesinin maddi hakikati değiştirmeyeceği, bunun idari bir tasarruf olduğu' belirtilmektedir (örn: Yargıtay 1. CD, 04.07.2017, 2016/235 E.). Bu yaklaşım, ceza muhakemesinde maddi gerçeğe ulaşma ilkesiyle nasıl bağdaşır?
Bu yaklaşım, ceza muhakemesinin temel amacı olan maddi gerçeğe ulaşma ilkesiyle bağdaşır. Nüfus kayıtları idari nitelikte kayıtlardır ve aksi ispatlanabilen karineler oluştururlar. Bir kişinin nüfusta sağ gözükmesi, onun kesin olarak hayatta olduğu anlamına gelmez; sadece idari bir kaydın henüz güncellenmediğini gösterebilir. Ceza yargılamasında mahkeme, dosyadaki tüm delilleri (sanık ikrarı, tanık beyanları, HTS kayıtları, uzun süredir haber alınamama, cesedin bulunamamasına dair mantıklı açıklama vb.) serbestçe değerlendirerek vicdani bir kanaate ulaşır (CMK m.217). Eğer bu deliller, kişinin öldüğüne ve sanık tarafından öldürüldüğüne dair hiçbir makul şüpheye yer bırakmayacak şekilde kesin bir kanaat oluşturuyorsa, nüfus kaydının aksini göstermesi bu kanaati tek başına değiştiremez. Maddi gerçek, idari kayıtlardan daha üstündür. Ancak, bu tür bir sonuca varılırken son derece titiz davranılması ve tüm şüphelerin sanık lehine giderilmiş olması şarttır.