Yargıtay 14. CD 2018/4943 E. sayılı kararının karşı oyunda, sanığın mağdure ... ile rızaen cinsel ilişkiye girdiği, iddialarını destekleyen yeterli delil olmadığı belirtilmiştir. Bu durum, cinsel suçlarda 'mağdurun beyanının delil değeri' ve 'şüpheden sanık yararlanır ilkesi' arasındaki dengeyi nasıl ortaya koymaktadır?
Cinsel suçlar genellikle gizli ortamlarda, az tanıkla veya hiç tanıksız işlendiği için mağdurun beyanı önemli bir delildir. Ancak, tek başına mağdur beyanına dayanarak mahkumiyet kararı verilmesi, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi ve adil yargılanma hakkı açısından sorunludur. Yargıtay, mağdur beyanının istikrarlı, samimi, hayatın olağan akışına uygun olması ve mümkünse yan delillerle (doktor raporu, HTS kayıtları, tanık anlatımları vb.) desteklenmesi gerektiğini vurgular. Karşı oyda, mağdurun iddialarını destekleyen yeterli ve inandırıcı delil bulunmadığı, sanığın savunmasının (rızaya dayalı ilişki) aksinin kanıtlanamadığı, mevcut durumun şüphe yarattığı ve bu şüphenin sanık lehine yorumlanması gerektiği ifade edilmektedir. Bu, cinsel suçlarda mağdurun beyanına itibar edilirken dahi, suçun sübutuna ilişkin her türlü makul şüphenin sanık lehine değerlendirilmesi zorunluluğunu ve maddi gerçeğe ulaşmada delillerin titizlikle incelenmesi gerektiğini gösterir.