TCK m.102(3)(b) 'Kamu görevinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması' nitelikli hali ile TCK m.257 'Görevi kötüye kullanma' suçu arasında nasıl bir ilişki vardır? İki suç birlikte işlenebilir mi?
TCK m.102(3)(b), cinsel saldırı suçunun işlenmesinde kamu görevinin sağladığı nüfuzun bir araç olarak kullanılmasını, yani bu nüfuzun kötüye kullanılmasını cezayı artıran özel bir nitelikli hal olarak düzenlemiştir. TCK m.257 'Görevi Kötüye Kullanma' suçu ise genel nitelikte, tamamlayıcı (subsidier) bir suçtur. Bir kamu görevlisinin, kamu görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanarak cinsel saldırı suçunu işlemesi durumunda, TCK m.102/3-b zaten bu özel durumu cezalandırdığı için, ayrıca TCK m.257'den ceza verilmez. Çünkü TCK m.102/3-b, TCK m.257'ye göre daha özel bir normdur ve 'özel normun önceliği' ilkesi (lex specialis derogat legi generali) gereği özel norm uygulanır. Bu durumda, cinsel saldırı suçu içindeki bu nitelikli hal, görevi kötüye kullanma fiilini de kapsar ve eritir (tüketen-tüketilen norm ilişkisi veya özel-genel norm ilişkisi). Dolayısıyla iki suçtan ayrıca ceza verilmesi genellikle mümkün olmaz.