Bir sanık, mağdura yönelik nitelikli cinsel saldırı (TCK m.102/2) eylemine başlamış ancak mağdurun çığlıkları üzerine yakalanma korkusuyla eylemini yarıda bırakmıştır. Bu durumda sanığın eylemi 'gönüllü vazgeçme' (TCK m.36) kapsamında değerlendirilebilir mi? Neden?
Hayır, bu durum 'gönüllü vazgeçme' (TCK m.36) kapsamında değerlendirilemez. Gönüllü vazgeçmenin temel şartı, failin suçu tamamlama imkanı varken, dış bir etken olmaksızın, kendi iradesiyle ve pişmanlıkla eyleminden vazgeçmesidir. Mağdurun çığlıkları ve bunun sonucunda ortaya çıkan yakalanma korkusu, failin elinde olmayan dışsal bir engeldir. Bu nedenle, fail eylemini kendi isteğiyle değil, bu dışsal engel nedeniyle yarıda bırakmış olur. Bu durumda, şartları oluşmuşsa, nitelikli cinsel saldırı suçuna teşebbüsten (TCK m.102/2 delaletiyle TCK m.35) sorumluluk gündeme gelir. Yargıtay içtihatları da bu yöndedir; vazgeçmenin harici bir zorlama veya engelleme olmaksızın, failin kendi içsel kararına dayanması gerektiğini vurgular.