Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 09.11.2022 tarihli, 2020/1-466 E. sayılı kararında, iki günlük bebeğin cesedinin bulunamamasına rağmen kasten öldürme suçundan mahkumiyet kurulması çoğunluk tarafından nasıl gerekçelendirilmiş, muhalif üyeler hangi argümanları sunmuştur?
YCGK 2020/1-466 E. kararında çoğunluk; sanık annenin gayrimeşru olduğunu düşündüğü bebekten kurtulmak amacıyla, bebeğin öleceğini bilerek ve ölmesini isteyerek ıssız bir yere bırakmasını, doğrudan kastla ve icrai davranışla TCK m.82/1-d,e (altsoy veya beden/ruh bakımından kendini savunamayacak kişiyi öldürme) kapsamında değerlendirmiştir. Cesedin bulunmaması, beyanlar ve olayın koşulları ışığında ölümün gerçekleştiği kabulüne engel görülmemiştir. Muhalif üyeler ise; bebeğin kesin olarak öldüğünün ve ölüm nedeninin tespit edilemediğini, bu nedenle terk ile ölüm arasında illiyet bağının kurulamayacağını, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi gereği sanığın eyleminin en fazla teşebbüs aşamasında kalmış sayılması gerektiğini, varsayımlarla ve sanığın çelişkili beyanlarının aleyhe yorumlanmasıyla mahkumiyet kararı verilemeyeceğini, bunun 'suçsuzluk/masumiyet karinesi' ve 'kanunilik' ilkelerine aykırı olacağını savunmuşlardır. Ayrıca, cesedin bulunamadığı durumlarda mahkumiyetin çok istisnai olması gerektiğini ve somut olayda bu istisnanın koşullarının oluşmadığını belirtmişlerdir.