Cesetsiz cinayet davalarında CMK m.223/5 ('Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, sanık hakkında mahkumiyet kararı verilir') ve 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi (CMK m.223/2-e) nasıl bir denge içinde uygulanmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #313577

Cesetsiz cinayet davaları, CMK m.223/5'teki 'sabit olma' (kesin ispat) şartı ile 'şüpheden sanık yararlanır' (in dubio pro reo) ilkesi arasında hassas bir denge gerektirir. Cesedin olmaması, ölümün kesinliği, ölüm nedeni ve failin kimliği konularında doğal olarak şüphe yaratır. Bu şüphenin, sanık aleyhine yüzde yüz giderilmesi, yani suçun sanık tarafından işlendiğinin hiçbir makul şüpheye yer bırakmayacak şekilde kanıtlanması gerekir. Eğer toplanan deliller (ikrar, tanık beyanları, HTS, PTS, kamera kayıtları, olası motivasyon, cesedin neden bulunamadığına dair mantıklı açıklama vb.) bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sanığın suçu işlediği konusunda kesin bir kanaat oluşmuyorsa, şüphe sanık lehine yorumlanarak CMK m.223/2-e uyarınca beraat kararı verilmelidir. Yargıtay, ceset olmasa da, diğer delillerin çok güçlü ve birbiriyle uyumlu olması halinde mahkumiyet kararlarını onamaktadır, ancak bu durum 'sabit olma' kriterinin çok yüksek bir standartta karşılanmasını gerektirir. (Bkz. YCGK 2022/1-535 E. kararındaki çoğunluk ve azınlık görüşleri bu denge tartışmasını yansıtır).