Bir kamu görevlisi, VUK m. 359 kapsamındaki vergi kaçakçılığı suçunu işleyerek elde ettiği vergi avantajını gizlemek için bir dizi karmaşık bankacılık işlemi yapmıştır. Bu eylemin TCK m. 282 (kara para aklama) suçunu oluşturup oluşturmayacağı yönündeki iki temel doktrinal görüşü, 'suçtan kaynaklanma' unsuru ekseninde karşılaştırınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #31336

Bu eylemin TCK m. 282'yi oluşturup oluşturmayacağı doktrinde tartışmalıdır ve iki temel görüş bulunmaktadır: 1) Oluşturmayacağı Görüşü: Bu görüşe göre TCK m. 282, malvarlığı değerinin 'kaynağının' bir suç olmasını aramaktadır. Vergi kaçakçılığında ise malvarlığı (kazanç) meşru bir ticari faaliyetten kaynaklanmakta, suç ise bu meşru kazancın vergisini ödememek suretiyle işlenmektedir. Yani, failin elinde kalan para, suç işlenerek 'elde edilmiş' yeni bir para değil, meşru kazancın elden çıkması engellenen bir parçasıdır. Dolayısıyla, paranın 'kaynağı' suç olmadığı için TCK m. 282'nin en temel unsuru olan 'suçtan kaynaklanan malvarlığı değeri' oluşmaz. 2) Oluşturacağı Görüşü: Bu görüşe göre, 'suçtan kaynaklanma' ifadesi geniş yorumlanmalıdır. Vergi kaçakçılığı suçu işlendiği anda, ödenmeyen vergi tutarı kadar bir meblağ, failin malvarlığında haksız bir kazanç olarak kalmaktadır. Bu haksız kazancın varlık sebebi, doğrudan doğruya VUK m. 359'daki suçun işlenmesidir. Dolayısıyla, bu paranın 'kaynağı' artık vergi kaçakçılığı suçudur. Failin bu parayı gizlemek için yaptığı işlemler, suçtan kaynaklanan bir malvarlığı değerini aklama fiilidir ve TCK m. 282'yi oluşturur. Bu görüş, kazancı sadece aktifin artması değil, pasifin haksız azalması olarak da kabul eder.