TCK madde 98'de düzenlenen 'Yardım veya Bildirim Yükümlülüğünün Yerine Getirilmemesi Suçu' ile 'Terk Suçu' (TCK m. 97) arasındaki temel farkı, fail ve mağdur üzerindeki 'koruma ve gözetim yükümlülüğü' kavramı üzerinden açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #312556

TCK madde 98'deki 'Yardım veya Bildirim Yükümlülüğünün Yerine Getirilmemesi Suçu', mağdurun yaşı, hastalığı, yaralanması veya başka bir nedenle kendini idare edemeyecek durumda olması halinde, herkesin (olaya sebebiyet veren kişi dışındaki herkesin) genel bir ahlaki ve sosyal ödev olan yardım veya bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemesiyle oluşur. Bu suçta, failin mağdur üzerinde 'koruma ve gözetim yükümlülüğü' bulunması şart değildir. 'Terk Suçu' (TCK m. 97) ise daha özel bir suçtur ve birinci fıkrasında, yaşı veya hastalığı dolayısıyla kendini idare edemeyecek durumda olan ve bu nedenle 'koruma ve gözetim yükümlülüğü altında bulunan' bir kimseyi (failin kanun, sözleşme veya fiili bir durumdan kaynaklanan özel yükümlülüğü olması gerekir) kendi haline terk etmesiyle oluşur. Yani terk suçunda, fail ile mağdur arasında özel bir koruma ve gözetim ilişkisi (garantörlük ilişkisi) bulunması şarttır. Failin bu özel yükümlülüğü varsa TCK m. 97 veya diğer ilgili suçlar (örn. TCK m. 83) gündeme gelir, aksi halde TCK m. 98 uygulanır (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2015/5736 E., 2015/40858 K.).