Kripto paraların 'taşınır mal' olarak kabul edilip edilemeyeceği ve hırsızlık suçunun (TCK m. 141) konusunu oluşturup oluşturmayacağı hususundaki hukuki tartışmayı 'zilyetlik' kavramı üzerinden açıklayınız.
Kripto paraların hukuki statüsü belirsizliğini koruduğundan, TCK m. 141'deki 'taşınır mal' kavramının kripto paraları kapsayıp kapsamadığı tartışmalıdır. TCK m. 141/1, taşınır bir malın 'bulunduğu yerden alınması'nı hırsızlık olarak tanımlar ve gerekçesinde 'mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesi'nden bahseder. Geleneksel olarak zilyetlik fiziki bir eşya üzerindeki fiili hakimiyet iken, kripto paralar dijital varlıklardır ve fiziki bir 'bulunduğu yerden alınma' söz konusu değildir. Ancak, bilişim sisteminde bulunan bir veri, bilgi veya programın izinsiz olarak başka yere gönderilmesi veya bulunduğu yerden alınması hırsızlık suçu olmamakla birlikte, metin bu yolla 'başkasına ait para üzerinde zilyedinin tasarruf olanağını kaldırarak, paranın başka yere gönderilmesi'nin hırsızlık suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savunmaktadır. Burada, dijital varlıklar üzerindeki 'tasarruf olanağı'nın zilyetlik benzeri bir durum olarak yorumlanması ve bilişim sistemi üzerinden bu tasarruf olanağının kaldırılması ile hırsızlık suçunun oluştuğu kabul edilebilir. Bu yorum, 'kanunilik' ilkesine aykırı olmamakla birlikte, kripto paraya özgü yasal düzenlemelerin gerekliliğini ortaya koymaktadır (sen.av.tr/tr/makale/kripto-para).