Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2007/4-200 E. ve 2007/219 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, uzlaşma kurumunun hukuki niteliği hem usul hukuku hem de maddi hukuk kurumu olarak değerlendirilmesi ne anlama gelir? Bu çifte nitelik, 6763 sayılı Kanun'la yapılan değişikliklerin 'kesinleşmiş kararlar' bakımından nasıl uygulanması gerektiğini gösterir?
Uzlaşma kurumunun hem usul hukuku hem de maddi hukuk kurumu olarak değerlendirilmesi, onun çifte niteliğini ifade eder. 'Usul hukuku kurumu' olması, uygulama yöntemini düzenlemesi ve CMK'da yer alması nedeniyle 'derhal yürürlük ilkesi'ne tabi olması anlamına gelir. Yani, yasa değişikliği anından itibaren yürürlüğe girer ve devam eden davalara uygulanır. 'Maddi hukuk kurumu' olması ise, fail ile devlet arasındaki ceza ilişkisini sona erdirmesi bakımından 'hükümlünün lehine olan kanunun uygulanması' ilkesi (TCK m. 7/2) gereğince, yürürlüğünden önceki olaylara da uygulanması zorunluluğunu ortaya koyar. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2007/4-200 E. ve 2007/219 K. sayılı kararında bu husus açıkça belirtilmiştir. Bu çifte nitelik nedeniyle, 6763 sayılı Kanun ile CMK m. 253'te yapılan ve uzlaşmanın etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar bakımından da uygulanabilir hale gelmesi gibi değişiklikler, 'kesinleşmiş kararlar' bakımından da uygulanmalı ve yargılama dosyasının uzlaştırma bürosuna gönderilmesi gerekmektedir (Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2018/7434 K.).