Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2016/16596 E., 2017/8724 K. sayılı kararında, 'kovuşturma aşamasında sanığın savunmasının tespiti amacıyla yazılan talimatın bila ikmal döndüğü' ve 'Cumhuriyet savcısı tarafından alınan ifadesi ile yetinilerek sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulduğu' belirtilmiştir. Bu durum, CMK m. 147 ve 191'e aykırılık teşkil eder mi? Ayrıca, cezanın alt sınırının yüksek olduğu suçlarda CMK m. 196/2'nin ihlalinin önemi nedir?
Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2016/16596 E., 2017/8724 K. sayılı kararında belirtilen durum, CMK m. 147 ve 191. maddelerine açıkça aykırılık teşkil eder. Sanığa iddianame okunup hakları hatırlatılarak mahkeme huzurunda savunmasının alınması gerekirken, soruşturma aşamasındaki savcılık ifadesiyle yetinilmesi, sanığın savunma hakkını kısıtlar ve bozma nedenidir. Ayrıca, kararda 'Sanığa isnat edilen 5237 Sayılı TCK’nin 86/1,, 86/3-e,, 87/1-d-son maddelerinde öngörülen cezanın alt sınırının 5 yıl hapis cezası olması nedeniyle, savunmasının yargılamayı yapan mahkemece bizzat alınması gerektiği gözetilmeyerek 5271 Sayılı CMK’nin 196/2. maddesine muhalefet edilmesi' de bir bozma nedeni olarak gösterilmiştir. CMK 196/2, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda sanığın sorgusu yapılamadan duruşma yapılamayacağını öngörür. Bu kural, sanığın ağır bir suçlamayla karşı karşıya olduğu durumlarda savunma hakkının daha da titizlikle korunmasını amaçlar ve adil yargılanma hakkının temel bir güvencesidir.