Kripto para piyasasında gerçekleşen dolandırıcılık veya güveni kötüye kullanma eylemleri, Türk Ceza Kanunu'nun ilgili maddeleri (TCK m. 155/2, 158/1-f, 245) kapsamında nasıl değerlendirilir? Özellikle bu suçlar arasındaki farkları ve 'kanunilik' ilkesi bağlamındaki zorlukları açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #312482

Kripto para piyasasında dolandırıcılık veya güveni kötüye kullanma eylemleri, mevcut TCK hükümleri kapsamında değerlendirilebilir. Eğer mağdurun sahibi olduğu kripto paranın zilyetliği, muhafaza etme veya belirli bir şekilde kullanma amacıyla aracı kuruma bırakılmışken kötüye kullanılmışsa, TCK m. 155/2'de düzenlenen 'nitelikli güveni kötüye kullanma' suçu gündeme gelebilir. Metinde bu düşünceye katılmadığı belirtilerek, kripto paranın zilyetliğinin devri mümkün olmayan gayri maddi varlık olduğu, dolayısıyla 'kanunilik' ilkesi gereğince bu suçun işlenemeyeceği görüşüne karşı çıkılmıştır. Kripto paranın 'malvarlığı' olarak kabul edilmesi halinde, zilyetliği kötüye kullanma mümkündür. Eğer fail, hileli davranışlarla mağduru aldatarak kripto paralarını ele geçirmişse, TCK m. 158/1-f'de yer alan 'nitelikli dolandırıcılık' suçu söz konusu olabilir. Banka veya kredi kartı bilgileri kullanılarak yapılan eylemlerde ise TCK m. 245 devreye girer. Bu suçları ayırmada temel kriter, failin hileli davranışı ile mağduru aldatıp aldatmadığı veya failin elinde kartın fiziki olarak bulunup bulunmadığıdır. 'Kanunilik' ilkesi burada bir zorluk yaratır, zira bu fiillerin doğrudan kripto paralara özgü olarak tanımlanması, mevcut maddelerin yorumla genişletilmesinden daha net bir hukuki çerçeve sunacaktır (sen.av.tr/tr/makale/kripto-para).