Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 18.09.2019 tarihli, 2018/8466 E. ve 2019/9054 K. sayılı kararında 'Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme' suçunun uygulama alanının amaçlanandan fazla genişletilerek belirsizlik doğmaması için hangi hususlara dikkat çekilmiştir? Özellikle 'hata' kavramının bu bağlamdaki yorumunu açıklayınız.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 18.09.2019 tarihli kararında, 'Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme' suçunun (TCK m. 136) uygulama alanının amaçlanandan fazla genişletilerek belirsizlik ve hemen her eylemin suç oluşturması gibi olumsuz sonuçların doğmaması için, somut olayın özelliklerine göre titizlikle değerlendirme yapılması gerektiği vurgulanmıştır. Özellikle, olayda herhangi bir hukuk dalı tarafından kabul edilebilecek bir hukuka uygunluk nedeninin veya bu kapsamda nazara alınabilecek bir hususun bulunup bulunmadığının saptanması ve sanığın eylemiyle hukuka aykırı hareket ettiğini bildiği ya da bilebilecek durumda olduğunun tespiti gerekir. Karar metnindeki 'bildiği ya da bilebilecek durumda olduğu' ibaresi, TCK m. 30/1'deki 'esaslı hata'ya işaret etmektedir. Kişisel verinin özelliği, işlenmesi ve paylaşılmasında sıklıkla gündeme gelebilecek esaslı hata halinde, yani fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki unsurları bilmeme durumunda, failin cezalandırılmayacağı kabul edilir. Bu, TCK m. 4'teki 'kanunu bilmemek mazeret sayılamaz' kuralından ayrılır, zira burada 'norm bilgisizliği' değil, fiilin kanuni tanımındaki unsurlar (örn. verinin kişisel veri olup olmadığı) hakkındaki yanılma söz konusudur (sen.av.tr/tr/makale/evlilik-birliginde-ozel-hayata-saygi-hakkinin-kapsami-ve-kisisel-alan).