Kripto para piyasasında bir 'aracı kurumun' aniden faaliyetlerine son vermesi ve yatırımcıların paralarıyla ortadan kaybolması durumunda, bu eylemin hukuki nitelendirmesi ne olabilir? TCK m. 155 (güveni kötüye kullanma) ile TCK m. 158 (nitelikli dolandırıcılık) arasında nasıl bir ayrım yapılmalıdır?
Bu eylemin hukuki nitelendirmesi, aracı kurumun baştaki niyetine ve işleyişine göre değişir. Ayrım şu şekilde yapılır: 1) Güveni Kötüye Kullanma (TCK m. 155): Eğer aracı kurum başlangıçta meşru bir şekilde kurulmuş, bir süre yatırımcıların varlıklarını (kripto para/Türk Lirası) muhafaza etme ve alım-satım yapma amacıyla faaliyet göstermiş, yani yatırımcılar varlıklarını geçerli bir hukuki ilişkiye (hizmet/vekalet sözleşmesi) dayanarak bu kuruma emanet etmişse ve kurum daha sonra bu emanet edilen varlıkları kendi yararına kullanarak ortadan kaybolmuşsa, eylem 'hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma' (TCK m. 155/2) suçunu oluşturur. Burada suç, başlangıçta meşru olan bir güven ilişkisinin sonradan kötüye kullanılmasıyla işlenir. 2) Nitelikli Dolandırıcılık (TCK m. 158): Eğer aracı kurum, başından itibaren yatırımcıları aldatma kastıyla kurulmuşsa, yani gerçek bir alım-satım platformu işletme niyeti olmadan, sadece para toplamak amacıyla hileli bir sistem (sahte web sitesi, aldatıcı reklamlar, sahte işlem hacimleri) kurmuş ve yatırımcıları bu hileli sisteme inandırarak paralarını almışsa, eylem 'bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık' (TCK m. 158/1-f) suçunu oluşturur. Burada hile, suçun en başından itibaren vardır ve yatırımcının rızası bu hile ile sakatlanmıştır.