Boşanma davası devam ederken eşlerden birinin, diğerine karşı bir başkasıyla duygusal veya cinsel birliktelik kurması (zina), devam eden davadaki 'kusur' değerlendirmesini nasıl etkiler? Bu yeni eylem için ayrı bir dava mı açılmalıdır, yoksa mevcut davada mı ileri sürülmelidir?
Boşanma davası devam ederken, karar kesinleşinceye kadar evlilik birliği ve dolayısıyla sadakat yükümlülüğü (TMK m. 185) devam eder. Bu süreçte eşlerden birinin üçüncü bir kişiyle ilişki yaşaması, sadakat yükümlülüğünün ihlali niteliğinde 'kusurlu' bir davranıştır. Bu durum, devam eden davadaki kusur değerlendirmesini doğrudan etkiler. Bu yeni eylem, iki şekilde ileri sürülebilir: 1) Ayrı Bir Dava Açma: Bu yeni vakıaya (zina veya evlilik birliğinin sarsılması) dayanılarak yeni bir boşanma davası açılabilir ve bu dava, görülmekte olan ilk dava ile birleştirilebilir. 2) Mevcut Davada Islah Yoluyla İleri Sürme: Davacı taraf, HMK m. 176 vd. uyarınca 'ıslah' yoluyla dava sebebini veya vakıaları genişleterek bu yeni durumu mevcut davaya dahil edebilir. Davalı taraf ise, eğer karşı dava açmamışsa, ıslah yoluyla karşı dava açarak bu vakıayı ileri sürebilir. Bu yeni kusurlu davranış, mahkemenin hem boşanma kararı verip vermeyeceğini (özellikle ilk davada davacının kusurlu olup davalının itiraz ettiği durumlarda) hem de boşanmanın fer'ileri olan maddi/manevi tazminat ve yoksulluk nafakası taleplerini değerlendirirken kusur oranlarını belirlemesinde kritik bir rol oynayacaktır.