CMK m. 147'de sayılan hakların (susma, müdafi, yakınlara haber verme vb.) hatırlatılmaması, Yargıtay tarafından neden mutlak bir bozma nedeni olarak kabul edilmektedir? Bu hakların 'savunma hakkı' açısından önemini açıklayınız.
Bu hakların hatırlatılmamasının mutlak bozma nedeni sayılması, bu hakların 'savunma hakkı'nın özünü oluşturmasından kaynaklanır. Savunma hakkı, sadece bir savunma yapma imkanından ibaret değildir; aynı zamanda bu savunmayı 'bilinçli' ve 'etkili' bir şekilde yapabilmeyi de gerektirir. CMK m. 147'de sayılan haklar, şüpheliye/sanığa bu bilinçli ve etkili savunma için gerekli araçları sunar: - Susma hakkının hatırlatılması, kişiyi kendi aleyhine delil vermeye zorlanmaktan korur. - Müdafi hakkının hatırlatılması, hukuki bilgi eksikliğini gidererek 'silahların eşitliği'ni sağlar. - Yakınlara haber verme hakkı, kişinin dış dünyadan tecrit edilmesini önler ve hukuki/manevi destek almasını kolaylaştırır. Bu haklar hatırlatılmadığında, şüpheli/sanık bu hakların varlığından haberdar olmayabilir ve geri döndürülemez şekilde aleyhine sonuçlar doğuracak beyanlarda bulunabilir veya haklarını kullanamaz. Bu durum, savunma hakkının temelden sakatlanması anlamına gelir. Yargılamanın sonraki aşamalarında bu eksikliğin telafi edilmesi mümkün olmadığından, Yargıtay bu tür usuli ihlalleri 'mutlak bozma nedeni' ve 'savunma hakkının kısıtlanması' olarak kabul etmektedir (Bkz: Yargıtay 13. CD, 2019/3649 E.; Ceza Genel Kurulu - Karar: 2019/509).