Terk suçunu (TCK m. 97) düzenleyen hüküm ile yardım veya bildirim yükümlülüğünü (TCK m. 98) düzenleyen hüküm arasındaki ilişkiyi, özellikle failin hukuki statüsü (garantörlük) açısından 'genel norm - özel norm' ilkesi çerçevesinde açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #312401

TCK m. 97 (Terk) ile TCK m. 98 (Yardım veya Bildirim Yükümlülüğünün Yerine Getirilmemesi) arasındaki ilişki, tipik bir 'özel norm - genel norm' ilişkisidir. TCK m. 98, herkesi kapsayan genel bir dayanışma ve yardım yükümlülüğü getirir. Bu suçun faili, mağdurla arasında önceden özel bir hukuki bağ bulunmayan herhangi bir kişi olabilir. Bu nedenle TCK m. 98, 'genel norm' niteliğindedir. TCK m. 97 (Terk) ise, sadece belirli kişilerin işleyebileceği bir 'özgü suç'tur. Bu suçun faili, mağdur üzerinde kanundan (anne-baba, vasi) veya sözleşmeden (bebek bakıcısı, doktor) kaynaklanan özel bir 'koruma ve gözetim yükümlülüğü' (garantörlük) bulunan kişidir. Bu özel hukuki yükümlülük, faili herkesin sahip olduğu genel yardım yükümlülüğünden daha ağır ve özel bir konuma sokar. Ceza hukukunun temel ilkelerinden olan 'lex specialis derogat legi generali' (özel kanun, genel kanunu ilga eder/uygulanmasını önler) ilkesi gereğince, olayda özel normun (TCK m. 97) şartları varsa, genel norm (TCK m. 98) uygulanamaz. Örneğin, bir babanın hasta çocuğuna yardım etmemesi, TCK m. 98 değil, TCK m. 97 kapsamındaki terk suçunu oluşturur.