Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2019/13594 E. sayılı kararında, sanığın birlikte uyuşturucu kullandığı arkadaşı fenalaştıktan iki saat sonra 112'yi aramasının TCK m. 98 suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir. Buradaki 'bildirim yükümlülüğünün derhal yerine getirilmemesi' unsurunu ve sanığın 'soruşturmaya maruz kalacağı düşüncesiyle' beklemesinin kast unsuru üzerindeki etkisini analiz ediniz.
Bu kararda, TCK m. 98'in maddi unsurunu oluşturan 'durumu derhal ilgili makamlara bildirmeyen' ifadesi ve manevi unsurunu oluşturan 'kast' unsuru bir arada değerlendirilmiştir. 1) Maddi Unsur: 'Derhal' kelimesi, somut olayın koşullarına göre, gecikmeye meydan vermeksizin en hızlı şekilde bildirimde bulunulmasını ifade eder. Sanığın, arkadaşı fenalaştıktan sonra iki saat beklemesi, 'derhal' bildirimde bulunma yükümlülüğünü açıkça ihlal ettiğini göstermektedir. Bu gecikme, suçun maddi unsurunu oluşturmuştur. 2) Manevi Unsur (Kast): Sanığın, 'soruşturmaya maruz kalacağı düşüncesiyle' 112'yi aramaktan çekinmesi, suçun manevi unsurunu, yani kastı ortaya koymaktadır. Sanık, arkadaşının yardıma muhtaç olduğunu bilmekte, bildirimde bulunması gerektiğini de bilmekte, ancak kendisini hukuki bir sorumluluktan kurtarmak amacıyla bu yükümlülüğü kasten yerine getirmemektedir. Bu durum, olası kast değil, doğrudan kastın varlığına işaret eder. Çünkü fail, bildirimde bulunmamayı bilerek ve isteyerek tercih etmektedir. Bu kasti ihmal sonucunda ölüm neticesi gerçekleştiği için sanık TCK m. 98/2'den sorumlu tutulmuştur.