Bir kripto para alım-satım platformu işleticisinin, müşterilerinin kendisine emanet ettiği kripto paraları kendi yararına kullanması veya bu varlıkları inkar etmesi durumunda, eylemin TCK m. 155/2 (hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma) kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğini, 'kanunilik ilkesi' ve 'gayri maddi varlık' tartışmaları ekseninde analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #312376

Bu eylemin TCK m. 155/2 kapsamında değerlendirilmesi hukuken tartışmalıdır ancak güçlü argümanlarla savunulabilir. Temel tartışma, güveni kötüye kullanma suçunun konusunun 'zilyetliği devredilmiş bir mal' olması ve kripto paraların fiziki bir varlığı olmayan 'gayri maddi varlık' olmasından kaynaklanır. Kanunilik ilkesini katı yorumlayan bir görüş, zilyetliği ancak somut, fiziki mallar için mümkün görerek, kripto paraların bu suçun konusunu oluşturamayacağını savunabilir. Ancak, makalede de ima edildiği gibi, hukukun gelişen teknolojiye adapte olması gerekir. Kripto paralar, bir 'cüzdan' (dijital hesap) içinde saklanır ve bu cüzdanın kontrolü (özel anahtarlar) bir başkasına (platform işleticisine) 'muhafaza veya belirli bir şekilde kullanma' amacıyla devredilebilir. Bu, modern anlamda bir 'zilyetlik devri' olarak yorumlanabilir. Platform işleticisi, bu devir amacının dışında, kendisine duyulan güveni kötüye kullanarak bu varlıklar üzerinde kendi yararına tasarrufta bulunursa, suçun manevi ve maddi unsurları gerçekleşmiş olur. Kripto paranın 'mal' niteliği taşıyan bir ekonomik değer olduğu kabul edildiğinde, TCK m. 155/2'nin uygulanması kanunilik ilkesinin zorlama bir yorumu olmaz. Nitekim, banka hesabındaki paranın zimmete geçirilmesi de benzer bir mantığa dayanır. Dolayısıyla, bu eylem nitelikli güveni kötüye kullanma suçunu oluşturur.