Bir kişinin, uyuşturucu madde kullanımından fenalaşan arkadaşına yardım etmek yerine, 'uyuşturucu kullanımının ortaya çıkacağı ve soruşturmaya maruz kalacağı' endişesiyle yardım etmeyi geciktirmesi, TCK m. 98 açısından 'kast' unsurunu nasıl etkiler? Bu durum haksız tahrik olarak değerlendirilebilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #312320

Bu durum, TCK m. 98 açısından 'doğrudan kast'ın varlığını güçlendirir ve haksız tahrik olarak değerlendirilemez. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurları bilerek ve isteyerek gerçekleştirmektir. Sanığın, arkadaşının yardıma muhtaç olduğunu bilmesine rağmen, kendi hukuki sorumluluğundan kaçınmak amacıyla yardım etmeyi veya bildirmeyi kasten geciktirmesi, 'ihmal' şeklindeki neticeyi bilerek ve isteyerek hareket ettiğini gösterir (Bkz: Yargıtay 12. CD, 2019/13594 E.). Haksız tahrik (TCK m. 29) ise, failin, maruz kaldığı 'haksız bir fiilin' meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elem altında suç işlemesini gerektirir. Mağdurun fenalaşması veya birlikte suç işlemiş olmaları, faile yönelik 'haksız bir fiil' değildir. Failin kendi yasa dışı eyleminin ortaya çıkacağı korkusu, hukuken korunabilir bir menfaat değildir ve haksız tahrik nedeni olarak kabul edilemez. Failin saiki (yakalanma korkusu), kastının varlığını ortadan kaldırmaz, aksine neden kasten ihmalde bulunduğunu açıklar.