Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2017/686 E. sayılı kararında, görgüye dayalı bilgisi olan bir tanığın usule aykırı olarak tanıklıktan çekinmesine karar verilmesi neden 'eksik soruşturma' olarak nitelendirilmiş ve bozma nedeni sayılmıştır?
Bu durumun 'eksik soruşturma' ve bozma nedeni sayılmasının temel sebebi, ceza muhakemesinin 'maddi gerçeği araştırma' ilkesinin ihlal edilmiş olmasıdır. Tanık beyanı, maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasında en önemli delillerden biridir. CMK'da tanıklıktan çekinme hakkı, belirli yakınlık ilişkileri (eş, altsoy, üstsoy vb.) veya mesleki sırlar gibi sınırlı ve istisnai durumlarda tanınmıştır. Yargıtay kararında, tanığın sanıklarla kanunda sayılan bir akrabalık ilişkisi bulunmadığı, dolayısıyla tanıklıktan çekinme hakkına sahip olmadığı belirtilmiştir. Mahkemenin, çekinme hakkı olmayan bir tanığın usule aykırı olarak çekinmesine izin vermesi ve onu dinlememesi, olayı aydınlatabilecek önemli bir delilin toplanmaması anlamına gelir. Bu durum, hem sanığın lehine hem de aleyhine olabilecek delillerin eksik toplanmasıyla sonuçlanır. Maddi gerçeğe ulaşmak için tüm delillerin toplanıp tartışılması gerekirken, önemli bir delilden vazgeçilmesi, yargılamanın eksik yapılmasına ve verilen hükmün sıhhatinin şüpheli hale gelmesine neden olur. Bu nedenle Yargıtay, bu durumu 'eksik soruşturma' olarak nitelemiş ve bir bozma nedeni olarak kabul etmiştir.