Kasten öldürme suçunda 'meşru müdafaa' (TCK m. 25) ile 'meşru müdafaada sınırın aşılması' (TCK m. 27) arasındaki farkı, özellikle 'mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaş' kavramı üzerinden açıklayınız. Sınırın aşılması durumunda failin cezai sorumluluğu ne olur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #312296

Meşru müdafaa (TCK m. 25), bir hukuka uygunluk nedenidir ve şartları varsa failin eylemini hukuka uygun hale getirerek onu cezasız bırakır. Şartları; kendisine veya başkasına yönelmiş, haksız bir saldırıya karşı, o anki hal ve koşullara göre saldırı ile 'orantılı' bir biçimde savunma yapmaktır. 'Meşru müdafaada sınırın aşılması' (TCK m. 27) ise, savunmanın saldırı ile orantılı olmaması durumunda gündeme gelir ve bir kusurluluğu azaltan veya ortadan kaldıran nedendir. TCK m. 27 iki durum öngörür: 1) Sınırın 'kasten' aşılması: Fail, saldırıyı defetmek için gerekenden daha fazlasını bilerek ve isteyerek yaparsa, eyleminden (örneğin kasten yaralama) sorumlu olur, ancak cezasında indirim yapılabilir. 2) Sınırın 'taksirle' aşılması: Fail, 'mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan' dolayı orantıyı doğru kuramaz ve sınırı aşarsa, bu bir kusursuzluk hali kabul edilir ve faile ceza verilmez. 'Mazur görülebilecek heyecan, korku veya telaş', ani ve şiddetli bir saldırı karşısında normal bir insanın duyacağı psikolojik tepkidir. Bu durum, failin orantıyı değerlendirme yeteneğini ortadan kaldırır. Örneğin, gece evine giren hırsıza karşı kendisini savunurken panikle gerekenden fazla ateş eden kişi bu hükümden yararlanabilir. Eğer bu psikolojik durum yoksa ve sınır taksirle aşılmışsa, fail eylemin taksirli halinden (eğer kanunda suç olarak tanımlanmışsa) sorumlu olur.