CMK m.147/1-c uyarınca şüpheliye veya sanığa müdafi seçme hakkının bildirilmesi ve müdafiin ifade veya sorguda hazır bulunabilmesi hakkının, 'savunmada zaafiyet' kavramı ile ilişkisini Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2017/686 E. sayılı kararındaki 'menfaat çatışması' olgusu üzerinden analiz ediniz.
CMK m.147/1-c'de düzenlenen müdafi hakkı, sadece bir avukatın fiziken orada bulunmasından ibaret değildir; aynı zamanda 'etkili bir hukuki yardımdan' yararlanmayı da kapsar. Savunmada zaafiyet, bu etkili yardımın sağlanamadığı durumları ifade eder. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2017/686 E. sayılı kararı, bu zaafiyetin özel bir türü olan 'menfaat çatışması'na dikkat çeker. Kararda, aynı öldürme eyleminin failleri olarak yargılanan iki sanığın savunmasının tek bir müdafi tarafından yapılmasının, sanıklardan birinin savunulmasının diğer sanık yönünden savunmada zaafiyet yarattığı durumlarda menfaat çatışması oluşturacağı belirtilmiştir. Örneğin, sanıklardan biri suçu diğerinin üzerine atmaya çalışırken, aynı müdafi her ikisini de etkin bir şekilde savunamaz. Bu durum, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 38/1. ve CMK'nın 152. maddelerine aykırılık teşkil eder. Dolayısıyla, CMK m.147'deki müdafi hakkı, sadece bir müdafiin varlığını değil, aynı zamanda o müdafiin sanığın menfaatlerini tam ve çelişkisiz bir şekilde koruyabildiği, yani 'savunmada zaafiyet' yaratmayan bir hukuki yardım sunmasını gerektirir.