HMK m. 297'de düzenlenen 'hükmün kapsamı' ile Anayasa m. 141/3'teki 'gerekçeli karar hakkı' arasında nasıl bir ilişki vardır? Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2016/19711 E. sayılı kararında, mahkemenin tedbir nafakasıyla ilgili gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratması neden bozma sebebi sayılmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #31194

Anayasa m. 141/3, 'Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır' hükmüyle gerekçeli karar hakkını anayasal bir güvence altına almıştır. HMK m. 297 ise bu anayasal ilkenin usul hukukundaki yansıması olarak, bir mahkeme kararının (hükmün) hangi unsurları içermesi gerektiğini ayrıntılı olarak düzenler. HMK m. 297/1-c, hükmün, 'delillerin tartışılması, ret ve üstün tutulma nedenleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebebi' açıkça göstermesi gerektiğini belirtir. Hükmün gerekçesi ile hüküm fıkrası (sonuç bölümü) arasında bir çelişki olması, kararın anlaşılamaz ve infaz edilemez hale gelmesine yol açar, bu da gerekçeli karar hakkının ihlali anlamına gelir. Yargıtay'ın anılan kararında, mahkeme gerekçeli kararda tedbir nafakasının belirli bir tarihe kadar 500 TL, o tarihten sonra 300 TL olarak devamına karar verdiğini belirtmiş, ancak hüküm fıkrasında nafakanın davanın başından itibaren 300 TL olarak devamına hükmetmiştir. Gerekçe ile hüküm fıkrası arasındaki bu açık çelişki, HMK m. 297'ye ve Anayasa m. 141/3'e aykırılık teşkil ettiğinden bir bozma nedeni olarak kabul edilmiştir.