Metindeki analize göre, AYM'nin 'suçta ve cezada kanunilik' ilkesi kapsamında yaptığı denetimin, kendisini bir 'süper temyiz mahkemesi' haline getirdiği yönündeki eleştirilere karşı hangi argümanlar sunulmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #31159

Metinde bu eleştirilere karşı şu argümanlar sunulmaktadır: AYM'nin denetimi, bir 'kanuna uygunluk' denetimi değil, bir 'Anayasa'ya uygunluk' denetimidir. 'Suçta ve cezada kanunilik' ilkesi (Anayasa m. 38), Anayasa'da güvence altına alınmış temel bir haktır. AYM'nin görevi, bu hakkın ihlal edilip edilmediğini tespit etmektir. Bu tespiti yaparken AYM, derece mahkemesinin yerine geçerek delilleri bizzat takdir etmez, suçun sübuta erip ermediği veya cezanın miktarı hakkında karar vermez. Bunlar kanun yolunda gözetilecek hususlardır. AYM'nin yaptığı, derece mahkemesinin hangi delilleri esas aldığını, bu delilleri nasıl yorumladığını ve ulaştığı sonucun, kanunu 'öngörülemez ve genişletici bir yoruma' tabi tutup tutmadığını bir bütün olarak incelemektir. Bu, temel hakkın korunması için zorunlu bir denetimdir ve AYM'yi bir 'süper temyiz mahkemesi' yapmaz. Nitekim Yahya Turgut kararında AYM, 'ilkesel olarak Anayasa Mahkemesinin ilgi alanı dışındadır' diyerek suçun sübutu gibi konulara girmediğini açıkça belirtmiştir. Denetim, 'bariz takdir hatası ve açık keyfilik' halleriyle sınırlıdır.