AYM Genel Kurulu'nun 09.10.2024 tarihli Hasan Sarıcı ve Yahya Turgut kararları arasındaki temel fark nedir ve bu fark, FETÖ/PDY yargılamalarında 'suçta ve cezada kanunilik' ilkesinin ihlal edilip edilmediğinin tespitinde hangi kriterin belirleyici olduğunu göstermektedir?
İki karar arasındaki temel fark, sanıklara atfedilen eylemlerin niteliği ve gerçekleştiği zamansal çerçevedir. Bu fark, AYM'nin 'eylemin örgütsel niteliğinin ve failin örgütsel kastının somut delillerle ortaya konulması' kriterini esas aldığını göstermektedir. Hasan Sarıcı kararında; sendika/dernek üyeliği, Bank Asya hesabı, gazete aboneliği gibi büyük ölçüde 17/25 Aralık 2013 süreci öncesine dayanan ve tek başlarına örgütsel faaliyet niteliği taşımayan, rutin ve legal görünümlü eylemler delil olarak kullanılmıştır. AYM, bu delillerin kişinin 'terör örgütüne üye olma bilinciyle hareket ettiğini' ve bu eylemlerin kendisini cezai sorumluluk altına sokacağını öngörebileceğini göstermediğini belirterek 'kanunilik' ilkesinin ihlal edildiğine karar vermiştir. Yahya Turgut kararında ise; sanığın 17/25 Aralık sürecinden sonra da devam eden, 'örgüt içi tayine tabi' yönetici olarak örgütsel faaliyetlerde bulunması, örgüt adına para toplaması, örgüt talimatıyla protesto organize etmesi gibi süreklilik ve yoğunluk arz eden, hiyerarşik yapı içindeki konumunu gösteren somut tanık beyanları bulunmaktadır. AYM, bu deliller ışığında derece mahkemesinin suçun manevi unsuruna (örgütün nihai amacını bilme) ilişkin yorumunun 'temelsiz ve keyfi olmadığını' ve 'kanunilik' ilkesini ihlal etmediğini kabul etmiştir. Belirleyici kriter, eylemlerin 'örgütsel içerik' taşıyıp taşımadığı ve failin kastını ortaya koyup koymadığıdır.