Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 14.09.2022 tarihli, 2022/2425 E. sayılı kararında, sahte içki satışı sonucu ölüm olayında, sanığın eyleminin 'bilinçli taksirle öldürme' suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna nasıl varılmıştır? 'Uygun illiyet bağı'nın kesilmediği nasıl tespit edilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #31127

Yargıtay, sanığın eyleminin 'bilinçli taksirle öldürme' suçunu oluşturduğu sonucuna varırken, YCGK'nın 05.04.2022 tarihli ve 2020/320 E. sayılı emsal kararını referans almıştır. Bu yaklaşımda failin, sattığı içkinin insan sağlığına zararlı olabileceğini öngörmesine rağmen, önceki tecrübelerine veya şansına güvenerek ölüm neticesinin gerçekleşmeyeceği ümidiyle hareket ettiği kabul edilir. Bu durum 'olursa olsun' diyerek neticeyi kabullenme (olası kast) yerine, 'bir şey olmaz' diyerek riski göze alma (bilinçli taksir) olarak yorumlanır. Kararda 'uygun illiyet bağı'nın kesilmediği ise şu şekilde tespit edilmiştir: Maktulün eşi, maktulün sanığın büfesinden aldığı sahte içkiden içtikten sonra rahatsızlandığını, devam eden iki gün boyunca evden hiç çıkmadığını ve başka bir içki tüketmediğini istikrarlı bir şekilde beyan etmiştir. Sanığa iftira atması için bir nedenin bulunmaması ve maktulün araya giren başka bir eylem (başka bir yerden içki içme vb.) olmaksızın rahatsızlanıp ölmesi, sanığın fiili ile ölüm neticesi arasındaki nedensellik bağının kesilmediğini göstermektedir.