TCK 66. maddesinde yer alan 'dava zamanaşımı' kurumunun temel amacı ve hukuki niteliğini 'devletin cezalandırma hakkından vazgeçmesi' ilkesi bağlamında değerlendiriniz. Ayrıca, şüpheli veya sanığın dava zamanaşımından vazgeçmesinin mümkün olup olmadığını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #310298

TCK 66. maddesinde düzenlenen 'dava zamanaşımı', suçun işlendiği tarihten itibaren belli bir süre geçtiği halde dava açılmamış veya dava açılmasına rağmen kanuni süre içinde sonuçlandırılmamış ise, devletin cezalandırma hakkından vazgeçmesi ve ceza davasının düşmesi sonucunu doğuran bir ceza hukuku kurumudur. Temel amacı, belirli bir sürenin geçmesiyle birlikte delillerin kaybolma riski, olayın toplumsal hafızadaki yerinin silinmesi ve kamu düzeninin belirli bir süre sonra 'sarsıntısını' atlatması nedeniyle hukuki kesinlik ve barışın sağlanmasıdır. Bu, aynı zamanda 'hukuki güvenlik' ilkesinin bir gereğidir. Dava zamanaşımı, kanun aksini kabul etmediği müddetçe bütün suçlar bakımından geçerlidir ve soruşturma ve kovuşturma makamlarınca **resen (kendiliğinden)** gözetilip uygulanır (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2018/393 E., 2021/74 K.). En önemli hukuki niteliklerinden biri, şüpheli veya sanığın dava zamanaşımından **vazgeçmesinin mümkün olmamasıdır**. Zira zamanaşımı, bireyin kişisel hakkı olmaktan ziyade, kamu düzenini ve devletin cezalandırma yetkisini sınırlayan, kamu hukuku niteliğinde bir kurumdur. Bu nedenle, tarafların iradesiyle bertaraf edilemez.