Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2020/134 E., 2022/441 K. sayılı kararında, 'kredi kartının kötüye kullanılması' ve 'bankacılık zimmet' suçlarının birlikte işlenmesi durumunda, eylemin neden 'zincirleme şekilde bankacılık zimmeti' suçunu oluşturduğuna hükmedildiğini, 'özel norm' ilkesini vurgulayarak açıklayınız.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2020/134 E., 2022/441 K. sayılı kararında, sanığın zilyetliği kendisinde bulunan şikayetçi adına düzenlenmiş kredi kartını tanık aracılığıyla kullanıma açtırdıktan sonra farklı tarihlerde harcama yaptığı eylemi incelenmiştir. Karar, bu eylemin 'zincirleme şekilde bankacılık zimmeti' suçunu oluşturduğuna hükmetmiştir. Gerekçe şudur: Bankacılık zimmeti suçu (5411 sayılı Kanun m.160), TCK m.247'deki genel zimmet suçuna göre **özel norm** niteliğindedir. Aynı şekilde, banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu (TCK m.245) ile karşılaştırıldığında, bankacılık zimmeti suçu, failin banka mensubu olması ve görevi nedeniyle zilyetliğinde olan malı zimmetine geçirmesi gibi özel unsurları nedeniyle yine özel norm niteliği taşır. Sanığın, kredi kartı üzerinde 'koruma ve gözetim yükümlülüğünün' bulunması ve bu kartı kullanarak mal edinme fiilini gerçekleştirmesi, bankacılık zimmeti suçunun unsurlarını oluşturur. Farklı tarihlerde birden fazla harcama yapılması ise 'zincirleme suç' (TCK m.43) hükümlerinin uygulanmasını gerektirir. Dolayısıyla, Yargıtay, eylemin genel kredi kartı suçundan ziyade, daha özel ve failin sıfatıyla doğrudan ilişkili olan bankacılık zimmeti suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmiştir. Bu karar, suçlar arasındaki özel-genel norm ilişkisinin nasıl kurulduğunu gösteren önemli bir örnektir.