Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2013/6905 E., 2014/1130 K. sayılı kararında, 'bankacılık zimmeti' suçunda (5411 sayılı Kanun m.160) sanığın zimmet eylemlerini gerçekleştirirken sahte belgeler düzenlemesi fiillerinin neden 'zimmet suçunun unsuru olarak değerlendirilmesi gerektiği' ve ayrıca 'evrakta sahtecilik' suçundan hüküm kurulmamış olmasının hukuki gerekçesini açıklayınız.
Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2013/6905 E., 2014/1130 K. sayılı kararında, sanığın bankacılık zimmet eylemlerini gerçekleştirirken sahte belgeler düzenlemesi fiilleri incelenmiştir. Karar, bu fiillerin zimmet suçunun unsuru olarak değerlendirilmesi gerektiğini ve ayrıca evrakta sahtecilik suçundan hüküm kurulmamış olmasının (aksine zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararı verilmesinin) bozma nedeni olduğunu belirtmiştir. Gerekçe şudur: 5411 sayılı Bankacılık Yasasında, zimmet suçu yanında sahtecilik suçundan ayrıca cezaya hükmolunacağına ilişkin özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu durum, bankacılık zimmeti suçunda sahtecilik fiillerinin, genellikle zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik **hileli davranışların bir parçası** olarak işlendiği ve bu nedenle zimmet suçunun (özellikle nitelikli zimmetin) bünyesinde eridiği anlamına gelir. Ceza hukukundaki **görünüşte içtima** kuralları gereği, eğer bir fiil aynı anda birden fazla suç tipini gerçekleştiriyor ancak bir suç diğerinin doğal bir uzantısı veya unsurunu oluşturuyorsa, fail sadece daha ağır veya özel olan suçtan cezalandırılır. Bu olayda, sahte belgelerin düzenlenmesi, zimmet fiilinin gizlenmesi veya gerçekleştirilmesi amacıyla yapıldığından, zimmet suçunun tamamlayıcı bir parçası olarak görülmüştür. Dolayısıyla, ayrıca sahtecilikten cezalandırmak, mükerrer cezalandırma anlamına gelecektir. Bu karar, bankacılık zimmeti suçunun kendine özgü hukuki yapısını ve içtima kurallarının uygulanmasını netleştirmektedir.