Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2013/11735 E., 2014/1524 K. sayılı kararında, tediye fişlerinde 'mudi imzasının bulunmaması' veya 'mudi imzasına hiç benzemeyen sahte imza' atılması durumunda eylemin neden 5411 sayılı Yasa'nın 160/1. maddesine uygun 'basit zimmet' suçunu oluşturduğu açıklayınız. 'Aldatıcılık' kriterinin rolünü vurgulayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #310293

Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2013/11735 E., 2014/1524 K. sayılı kararında, bankacılık zimmeti suçunda tediye fişleri üzerinden yapılan usulsüzlükler incelenmiştir. Karar, sanığın zimmetine konu üç tediye fişinde mudi imzasının bulunmaması ve bir tediye fişinde ise mudi yerine sanık tarafından atılan imzanın mudi imzasına hiç benzemiyor olması ve fiş üzerindeki sahte imzanın ilk bakışta ve basit bir inceleme ile sahteliğinin anlaşılması karşısında, eylemin 5411 sayılı Yasa'nın 160/1. maddesine uygun **basit zimmet** suçunu oluşturduğuna hükmetmiştir. Gerekçe şudur: Nitelikli zimmetin oluşabilmesi için, 'zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışların' bulunması ve bu hilenin 'aldatıcı' nitelikte olması gerekir. Eğer sahtecilik, 'ilk bakışta ve basit bir inceleme ile sahteliğinin anlaşılması' gibi kolayca fark edilebilir nitelikte ise, bankanın denetim mekanizmalarını aldatıcı bir hileden bahsedilemez. Mudi imzasının hiç bulunmaması veya bariz şekilde benzememesi, olağan denetimlerde kolayca fark edilecek bir durumdur ve bu nedenle 'basit zimmet' olarak kabul edilir. Yerel mahkemenin suç vasfında yanılgıya düşerek yazılı şekilde nitelikli zimmetten hüküm tesisi bozma nedeni sayılmıştır. Bu karar, zimmet suçunda hilenin 'aldatıcılık' düzeyinin suçun vasfını belirlemede kritik bir rol oynadığını göstermektedir.