Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2018/457 E., 2021/8135 K. sayılı kararında, sanığın 'daha önce hediye ettiği altınlarını isteyerek geri vermemesi halinde müştekinin açıklanmasını istemeyeceğini bildiği mektupların içeriklerini sosyal medyadaki arkadaşlarına göndereceğini belirtme' eyleminin neden 'şantaj' suçunu (TCK 107/2) oluşturduğuna hükmedildiğini açıklayınız. Özellikle 'açıklanmasını istemeyeceği hususlar' kriterini vurgulayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #310287

Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2018/457 E., 2021/8135 K. sayılı kararında, sanığın, müştekiden daha önce hediye ettiği altınlarını isteyerek geri vermemesi halinde, müştekinin açıklanmasını istemeyeceğini bildiği mektupların içeriklerini sosyal medyadaki arkadaşlarına göndereceğini belirtmesi eylemi incelenmiştir. Yerel mahkemenin beraat kararı vermesi üzerine Yargıtay, bu eylemin TCK 107/2'de düzenlenen **şantaj suçunu** oluşturduğuna hükmetmiştir. Gerekçe şudur: TCK 107/2, 'Kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bir kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunulması halinde...' cezalandırmayı öngörür. Somut olayda, sanık, 'altınlarını geri verme' şeklinde bir yarar sağlamayı amaçlamış ve bu amacı gerçekleştirmek için müştekinin 'açıklanmasını istemeyeceği' ve şeref veya saygınlığına zarar verebilecek nitelikteki mektupların içeriklerini sosyal medyada ifşa etme tehdidinde bulunmuştur. Mektupların içeriğinin ne olduğuna bakılmaksızın, müştekinin bu içeriğin başkaları tarafından bilinmesini istememesi (gizlilik beklentisi) ve bunun ortaya çıkması halinde şeref/saygınlığının zarar göreceği yönündeki tehdit, suçun yasal unsurlarını oluşturmuştur. Bu karar, şantaj suçundaki 'yarar sağlama' amacı ile 'şeref veya saygınlığa zarar verecek hususların açıklanması' tehdidinin somutlaştığını göstermektedir. Yerel mahkemenin yasal ve yerinde olmayan gerekçeyle beraat kararı vermesi, suçun unsurlarının yanlış yorumlanmasından kaynaklanmıştır.