Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2020/6809 K. sayılı kararında, 'boşandığı eski eşinin çalıştığı serada resmini çekme' eyleminin neden TCK 134/1'deki 'özel hayatın gizliliğini ihlal' suçunu oluşturduğuna hükmedildiğini, 'kamuya açık alan' kavramı ve 'özel hayat beklentisi' bağlamında açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #310270

Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2020/6809 K. sayılı kararında, sanığın boşandığı eski eşi olan şikayetçinin çalıştığı seraya giderek, şikayetçinin resmini çekmesi eylemi incelenmiştir. Karar, bu eylemin TCK madde 134/1'de düzenlenen **özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu** oluşturduğuna hükmetmiştir. Gerekçe şudur: Her ne kadar sera, 'kamuya açık alan' niteliğinde olsa da, Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre özel hayat, sadece kapalı kapılar ardındaki mahremiyetle sınırlı değildir. Kamuya açık alanda dahi, kişilerin 'kalabalığın içinde dikkat çekmezlik, tanınmazlık, bilinmezlik' prensibi geçerlidir. Şikayetçinin çalıştığı bir serada, mesai saatleri içinde dahi olsa, rızası dışında ve sürekli bir şekilde fotoğrafının çekilmesi, onun özel yaşam alanına yönelik bir müdahale olarak kabul edilmiştir. Bu durum, kişinin mesleki faaliyetini icra ettiği ortamda da belirli bir 'gizlilik beklentisi'ne sahip olabileceğini gösterir. Dolayısıyla, bu eylem, şikayetçinin özel hayatına haksız bir müdahale olarak değerlendirilmiş ve TCK 134/1'deki suçun unsurlarının oluştuğuna karar verilmiştir.