Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2019/5170 K. sayılı kararında, evli eşlerin birbirlerinin özel hayatına yönelik müdahalelerinde 'özel hayatın gizliliği hakkının evlilikle tamamen ortadan kalkmadığı' ilkesini açıklayınız. Özellikle 'ani gelişen durumlar'da delil elde etme imkanını ve bu durumun hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilmesinin koşullarını değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #310269

Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2019/5170 K. sayılı kararı, 'özel hayatın gizliliği hakkının evlilikle tamamen ortadan kalkmadığı' yönündeki önemli ilkeyi ortaya koymuştur. Karara göre, tarafların evli olmaları ve aynı konutu paylaşmaları, eşlerin hiçbir sınır olmaksızın birbirlerini sürekli gözetleyebileceği ve denetleyebileceği şeklinde yorumlanamaz. Ancak, Yargıtay, belirli 'ani gelişen durumlar'da delil elde etme imkanını hukuka uygunluk nedeni olarak kabul etmektedir. Bu durumlar şunlardır: kişinin bir daha kanıt elde etme olanağının bulunmadığı ve yetkili makamlara başvurma imkanının olmadığı ani gelişen durumlarda, örneğin kendisine karşı işlenmekte olan (cinsel saldırı, hakaret, tehdit, iftira veya şantaj gibi) bir suç söz konusu olduğunda ya da kendisine veya aile birliğine yönelen, onurunu zedeleyen, haksız bir saldırıyı önlemek için, kaybolma olasılığı bulunan kanıtların kaybolmasını engelleyip, yetkili makamlara sunarak güvence altına almak amacıyla, saldırıyı gerçekleştiren tarafın bilgisi ve rızası dışında, özel hayata ait bilgileri okuma, konuşma ve haberleşme içeriklerini veya özel hayata ilişkin ses ve görüntüleri dinleme, izleme ya da kaydetme eylemleri hukuka aykırı kabul edilmez. Bu hallerde kişinin hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davrandığından da söz edilemez. Bu karar, evlilik birliğindeki mahremiyet sınırlarını çizerken, meşru müdafaa benzeri hallerde delil elde etme ihtiyacını da dengelemeyi amaçlar.