Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2016/8242 K. sayılı kararında, özel hayat kavramının sadece 'gözlerden uzakta' veya 'dört duvar arasındaki yaşantı' ile sınırlı olmadığını, 'kamuya açık alanlardaki özel hayat beklentisini' (kalabalığın içinde dikkat çekmezlik, tanınmazlık, bilinmezlik) nasıl tanımladığını açıklayınız. Ölçütleri nelerdir?
Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2016/8242 K. sayılı kararında, özel hayat kavramının geniş bir yoruma tabi tutulduğu ve sadece 'gözlerden uzakta, başkalarıyla paylaşmadığı, kapalı kapılar ardında, dört duvar arasındaki yaşantı ve mahremiyetinden' ibaret olmadığı vurgulanmıştır. Karara göre, özel hayat, 'herkesin bilmediği veya bilmemesi gereken, istenildiğinde başka kişilere açıklanabilen, tamamen kişiye özel hayat olayları ve bilgilerin tamamını' içerir. Özellikle 'kamuya açık alanlarda' dahi, 'kalabalığın içinde dikkat çekmezlik, tanınmazlık, bilinmezlik' prensibi geçerli olup, kişinin gün içerisinde yaptıkları, gittiği yerler, kiminle niçin, nasıl, nerede ve ne zaman görüştüğü gibi hususları tespit etmek amacıyla sürekli denetim ve gözetim altına alınması sonucu elde edilmiş bilgiler ya da onun başkalarınca görülmesi ve bilinmesini istemeyeceği faaliyetleri özel hayat kapsamına dahildir. Özel hayatın kapsamına girip girmediği belirlenirken, kişinin toplum içindeki konumu, mesleği, görevi, kamuoyu tarafından tanınıp tanınmadığı, dışa yansıyan davranışları, rıza ve öngörüleri, sosyal ilişkileri, içinde bulunduğu fiziki çevrenin özellikleri, müdahalenin derecesi gibi ölçütler göz önüne alınmalıdır. Bu karar, özel hayatın gizliliğinin mekandan bağımsız, kişisel mahremiyet beklentisine dayalı geniş bir koruma alanı sunduğunu göstermektedir.