TCK 309/2 hükmünde belirtilen 'bu suçun işlenmesi sırasında başka suçların işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ilgili hükümlere göre cezaya hükmolunur' kuralının, amaçlanan suç (Anayasayı İhlal) ile araç suçlar arasındaki ilişkiyi nasıl etkilediğini ve 'fikri içtima' kurallarından farklılığını açıklayınız. Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 2011/9504 E., 2011/27817 K. sayılı kararını örnekleyiniz.
TCK 309/2 hükmü, Anayasayı İhlal Suçu (amaç suç) işlenirken, bu suçun icrası kapsamında başka suçların (araç suçlar) da işlenmesi halinde, bu araç suçlardan dolayı ayrıca cezaya hükmolunacağını düzenlemektedir. Bu hüküm, ceza hukukundaki genel 'fikri içtima' kuralından (TCK 44) farklıdır. Fikri içtima, tek bir fiille birden fazla farklı suçun oluşmasına neden olunması durumunda, en ağır cezayı gerektiren suçtan cezalandırmayı öngörür. Ancak TCK 309/2, bu suçun niteliği ve kamusal önemi nedeniyle **gerçek içtimayı** öngörür; yani amaç suçtan (TCK 309) ve işlenen her bir araç suçtan ayrı ayrı cezaya hükmedilir. Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 2011/9504 E., 2011/27817 K. sayılı kararında, hükümlünün Anayasal düzeni cebren ortadan kaldırmaya teşebbüs eylemi yanında, üyesi olduğu yasadışı MLSP/B terör örgütü adına işlenen eylemlere de katıldığı kabul edilerek, sanığın ayrıca bu suçlardan da cezalandırılması gerektiği belirtilmiştir. Bu durum, 5237 sayılı TCK 7/2 ve 5252 sayılı Kanun 9/3 maddeleri uyarınca lehe kanun değerlendirmesi yapılırken, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanıp, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle uyarlama talebi hakkında karar verilmesi gerektiğini göstermiştir. Bu düzenleme, devletin temel yapısına yönelik ağır suçlarda, faillerin işledikleri her fiilden tam sorumlulukla cezalandırılmasını sağlayarak caydırıcılığı artırmayı amaçlar.