Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2009/19174 E., 2011/21117 K. sayılı kararında, 5237 sayılı TCK'nın yürürlüğe girdiği 01.06.2005 ile 5377 sayılı Kanun'un 29.06.2005 tarihindeki değişikliği arasındaki kısa dönemde 'kişinin şeref ve saygınlığına yönelik açıklamalarla menfaat sağlama' eyleminin hukuki vasfını, 'şantaj' (eski TCK 107) ve 'tehdit' (yeni TCK 106/1) suçları arasındaki 'lehe kanun' ilkesi bağlamında açıklayınız.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2009/19174 E., 2011/21117 K. sayılı kararında, 5237 sayılı TCK'nın yürürlüğe girdiği 01.06.2005 ile 5377 sayılı Kanun'un 29.06.2005 tarihinde TCK 107'ye ikinci fıkra eklemesi arasındaki kısa dönemdeki hukuki boşluk değerlendirilmiştir. Karara göre, bu tarihe kadar 'kişinin şeref ve saygınlığına yönelik açıklamalarla menfaat sağlama' eylemi, 765 sayılı Ceza Yasasında şantaj suçu olarak tanımlanıyordu. Ancak, 5237 sayılı TCK'nın yürürlüğe girmesiyle birlikte, 5377 sayılı Kanun'daki değişiklik henüz yapılmadığından, bu kısa dönemde yeni Ceza Yasasında bu eylemi doğrudan tanımlayan bir şantaj hükmü bulunmamaktaydı. Dolayısıyla, bu kapsamdaki eylemler, o dönemde 5237 sayılı TCK 106/1. fıkrasında tanımlanan daha genel nitelikteki **tehdit suçunu** oluşturmaktaydı. Yargıtay, bu durum karşısında, eski ve yeni Ceza Yasalarının şantaj hükümleri karşılaştırıldığında, sanık lehine olan kanunun belirlenmesi gerektiğini ve bu ara dönemde tehdit suçunun daha lehe olacağını belirtmiştir. Yerel mahkemenin, bu hukuki boşluğu göz ardı ederek doğrudan yeni TCK 107'den hüküm kurması bozma nedeni sayılmıştır. Bu karar, 'lehe kanun' ilkesinin (TCK 7/2-3) kanunlar arasındaki zaman bakımından uygulama farklılıkları ve hukuki boşlukların yorumlanmasındaki önemini gösterir.