Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2016/16721 E., 2020/11030 K. sayılı kararında, sanığın 'bıçak çıkartarak' ve 'seni burada geberteyim mi' gibi sözlerle tehdit etme eyleminin neden 'şantaj' suçu (TCK 107/1) değil de TCK 106/2-a'daki 'silahla tehdit' suçunu oluşturabileceği tartışmasını açıklayınız. Şantaj suçundaki 'yapmaya hakkı olan/yükümlü olduğu' eylem kriterini vurgulayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #310255

Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2016/16721 E., 2020/11030 K. sayılı kararında, sanığın katılana bıçak çıkartarak 'seni burada geberteyim mi, bir daha bu kahveye gelmeyeceksin, seni gördüğüm yerde sinkaf edeceğim, …‘un peşini bırakmazsan senin ananı ve bacını da sinkaf ederim, seni öldürürüm, g..nü de kurtaramazsın seni her türlü harcarım' şeklindeki sözlerle tehdit etme eylemi incelenmiştir. Yerel mahkeme bu eylemi 'katılanın tanık… ile görüşmemesi şartına bağlı olduğundan şantaj suçunun oluştuğu' şeklinde yorumlamıştır. Ancak Yargıtay, bu nitelendirmenin hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir. Gerekçe şudur: TCK 107/1'deki şantaj suçunun maddi unsuru, sanığın 'yapmaya hakkı olan veya yapmaya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından' söz ederek, mağduru hukuka aykırı bir şeye zorlamasıdır. 'Bıçak çıkartarak öldürme veya fiziksel zarar verme' tehdidi, failin 'yapmaya hakkı olan veya yükümlü olduğu' bir eylem değildir; bu doğrudan doğruya bir hakka veya vücut dokunulmazlığına yönelik bir tehdittir. Dolayısıyla, bu eylem şantaj suçunun bu bendindeki unsuru karşılamaz. Yargıtay, sanığın eyleminin TCK 106/2-a maddesinde düzenlenen **silahla tehdit suçu**nu oluşturup oluşturmadığının tartışılması gerektiğini belirtmiştir. Bu karar, şantaj suçunda aranan özel 'hukuka uygun/yükümlü olunan eylemle zorlama' kriterini vurgulamakta ve bu kriterin sağlanmadığı durumlarda fiilin genel tehdit hükümlerine tabi olacağını ortaya koymaktadır.