Şantaj suçu (TCK m.107) ile dolandırıcılık suçu (TCK m.157) arasındaki farkı, Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2017/1824 E., 2017/21851 K. sayılı kararında geçen 'hile' ve 'tehdit' unsurlarını karşılaştırarak açıklayınız. Özellikle 'uzlaşma kapsamı'ndaki farklılığı belirtiniz.
Şantaj suçu (TCK m.107) ve dolandırıcılık suçu (TCK m.157) her ikisi de mağdurdan bir menfaat temin etmeyi amaçlasa da, bunu gerçekleştirme yöntemleri farklıdır. Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2017/1824 E., 2017/21851 K. sayılı kararında bu farklar dolaylı olarak ortaya konmuştur. **Dolandırıcılık** suçunda esas olan 'hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlama'dır. Mağdur, hileye inanarak rızasıyla menfaati faile teslim eder, ancak bu rıza hile nedeniyle sakatlanmıştır. **Şantaj** suçunda ise, fail bir tehdit unsuru (örneğin mağdurun şeref veya saygınlığına zarar verecek hususları açıklama) kullanarak mağduru 'zorlar' ve bu zorlama ile haksız bir çıkar elde etmeye çalışır. Şantajda mağdurun rızası değil, tehdit nedeniyle oluşan baskı esastır. Somut kararda, sanığın mağduru evlilik vaadiyle kandırarak para alması 'dolandırıcılık' (hile unsuru) ve sonrasında 'görüntüleri yayma' tehdidiyle para istemesi 'şantaj' (tehdit ve zorlama unsuru) olarak ayrı ayrı nitelendirilmiştir. Bu iki suçun aynı olayda birlikte işlendiği kabul edilmiştir. Ayrıca, karar, 6763 sayılı Kanun ile TCK 157'deki basit dolandırıcılık suçunun uzlaşma kapsamına alındığını, ancak TCK 107'deki şantaj suçunun uzlaşma kapsamında olmadığını ve bu nedenle 'uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suç ile birlikte işlenmesi halinde uzlaşma hükümlerinin uygulanmayacağı' (CMK m.253/3 son cümle) ilkesi gereği dolandırıcılık suçunun da uzlaşma dışı kaldığını belirtmiştir. Bu, suçların farklı hukuki niteliklerini ve yargılama süreçlerine etkilerini gösterir.