5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 160. maddesindeki bankacılık zimmeti suçunda 'değer azlığı' nedeniyle ceza indiriminin (m.160/7) uygulama koşullarını ve bu indirimde zararın nasıl hesaplandığını, özellikle 'faiz, sanığın elde ettiği yarar veya bankanın yoksun kaldığı kar' gibi hususların dikkate alınıp alınmadığını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #310248

5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 160/7. maddesi, zimmet suçunun konusunu oluşturan para veya diğer malların değerinin azlığı nedeniyle verilecek cezanın üçte birden yarıya kadar indirilmesini öngörür. Bu indirimin uygulama koşulu, suç konusu malvarlığı değerinin 'az' olmasıdır. Değerin azlığının tespiti, suçun işlendiği tarihteki ekonomik koşullar ve paranın satın alma gücü ölçüt alınmak suretiyle hakim tarafından tayin ve takdir edilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2012/181 K.). Uygulamada birliğin sağlanması amacıyla ilgili Özel Dairelerce yıllara göre belirlenmektedir. En önemli nokta şudur: Değerin az olup olmadığı belirlenirken, **faiz, sanığın suç konusu üzerinde elde ettiği yarar veya bankanın yoksun kaldığı kar gibi hususlar dikkate alınmaz.** Sadece zimmete geçirilen malvarlığı değerinin kendisi ve suç tarihindeki reel değeri esas alınır. Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2020/5344 K. sayılı kararında, sanığın toplam 12.737,00 TL'yi zimmetine geçirmesi eylemlerinin zimmet suçunu oluşturduğu ve bu toplam zimmet miktarı itibarıyla 5411 sayılı Yasa'nın 160/son madde ve fıkrası gereği değer azlığı nedeniyle ceza indirimi uygulanması gerektiği belirtilmiştir. Bu durum, ceza tayininde somut ve objektif kriterlerin esas alınmasını sağlamayı amaçlar.