5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 160. maddesinde düzenlenen bankacılık zimmeti suçunda, 'usulüne uygun olarak yapılan işlemler' nedeniyle suçun oluşmaması ilkesini, 'kredi kullandırma' ve 'yeniden yapılandırma' işlemleri üzerinden açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #310241

5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 160. maddesi, bankacılık zimmeti suçunu düzenlerken, 'bankacılık mevzuatı ile bankacılık usul ve prensiplerine uygun kredi kullandırma, bu kredileri temdit etme veya ek kredi kullandırma, taksitlendirme, teminata bağlama yahut sair yöntemlerle yeniden yapılandırma işlemleri zimmet suçunu oluşturmaz' (m.160/4) hükmünü içermektedir. Bu hüküm, bankacılık zimmeti suçunun oluşabilmesi için fiilin hukuka aykırı bir 'zimmetine geçirme' eylemi olmasını şart koşar. Örneğin, usulüne uygun bir şekilde kredi kullandırılmış olmasına rağmen, kredi verilen şirketin krediyi bankaya geri ödeyememesi halinde bankacılık zimmeti suçu oluşmaz. Zira burada banka çalışanının kasıtlı olarak malı zimmetine geçirme iradesi değil, ticari bir risk veya yönetimsel bir hata söz konusudur. Kanun, bu ayrımı yaparak, bankacılık faaliyetlerinin doğasındaki riskleri ve yasalara uygun ticari işlemlerin ceza hukuku kapsamı dışında tutulmasını güvence altına almayı amaçlamaktadır. Önemli olan, failin malı 'malikmiş gibi tasarrufta bulunma' bilinç ve iradesinin hukuka aykırı bir şekilde gerçekleşmesidir.