Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2015/10716 K. sayılı kararında, 'bilişim sistemine girme' suçu (TCK 243) ile 'haberleşmenin gizliliğini ihlal' (TCK 132) ve 'özel hayatın gizliliğini ihlal' (TCK 134) suçlarının birlikte işlendiği bir senaryoda, sanığın 'ispat amacı' ve 'hukuka aykırı hareket etme bilinciyle davranmama' gerekçesiyle tüm suçlardan neden beraat ettirildiğini açıklayınız.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2015/10716 K. sayılı kararında, resmi nikahlı eşinin sadakatinden kuşkulanan ve aldatıldığını düşünen sanığın, boşanma davası açmadan önce mağdurun cep telefonunu alıp şifresini kırarak elde ettiği MSN, GSM görüşmeleri ve elektronik iletileri boşanma davasına delil olarak sunması eylemi incelenmiştir. Bu eylem 'bilişim sistemine girme' (TCK 243), 'haberleşmenin gizliliğini ihlal' (TCK 132) ve 'özel hayatın gizliliğini ihlal' (TCK 134) suçlarını iddia konusu yapmıştır. Ancak Yargıtay, sanık hakkında atılı tüm suçlardan beraat kararı verilmesini hukuka uygun bulmuştur. Gerekçe şudur: Kararda, kişinin kendisine karşı işlenmekte olan (cinsel saldırı, hakaret, tehdit, iftira veya şantaj gibi) bir suç söz konusu olduğunda ya da kendisine veya aile birliğine yönelen, onurunu zedeleyen, haksız bir saldırıyı önlemek için, kaybolma olasılığı bulunan kanıtların kaybolmasını engelleyip, yetkili makamlara sunarak güvence altına almak amacıyla elde ettiği delillerin hukuka aykırı kabul edilemeyeceği belirtilmiştir. Sanığın bu belgeleri üçüncü kişi ya da kişilerle paylaşmadığı ve/veya çoğaltarak dağıtmadığı, yalnızca boşanma davasındaki iddiasını ispatlama amacını taşıdığı anlaşılmıştır. Bu durumda, sanığın 'hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle' davranmadığı kabul edilerek suçların manevi unsurunun oluşmadığı sonucuna varılmıştır. Bu karar, eşler arasındaki özel durumları ve ispat yükümlülüğünü dikkate alarak, belirli koşullarda delil elde etme amaçlı fiillerin cezasız kalabileceğini gösterir.