Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2017/636 K. sayılı kararında, cinsel ilişki görüntülerini rıza dışı gizlice kaydetme eyleminde, bilirkişi incelemesinin kapsamını ve 'mağdurun kameranın varlığından haberdar olup olmadığı' gibi hususların ispat açısından neden kritik olduğunu açıklayınız. Ayrıca 'sonradan alınacak çekim izninin' önceki eyleme rıza teşkil etmemesi ilkesini değerlendiriniz.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2017/636 K. sayılı kararında, sanığın mağdur ile cinsel ilişkiye girdiği sırada mağdurun görüntülerini gizlice kaydedip özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu işlediği iddiası incelenmiştir. Karar, bu tür olaylarda ispat açısından bilirkişi incelemesinin kritik rolünü vurgulamıştır. Özellikle, 'mağdurun, çalışır vaziyetteki kameranın varlığından haberdar olup olmadığı, kamerayı fark ettiği izlenimini uyandıracak bir sözü veya davranışının bulunup bulunmadığı, çekim yapan cihaza ısrarla bakıp bakmadığı ve odaklanıp odaklanmadığı' gibi hususların denetime olanak verecek şekilde açıklayan bir rapor düzenlettirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu detaylı inceleme, 'rıza' unsurunun varlığını ve fiilin 'gizlice' işlenip işlenmediğini belirlemede esas teşkil eder. Ayrıca, kararda 'sanığın bu durumu açıklamaksızın sonradan alacağı çekim izninin mağdurun sanığın önceki eylemine rıza gösterdiği sonucunu doğurmayacağı' ilkesine de değinilmiştir. Bu, rızanın fiilin işlendiği an itibarıyla ve özgür iradeye dayalı olarak var olması gerektiği, sonradan elde edilen rızanın geçmişteki hukuka aykırılığı gidermediği anlamına gelir. Dolayısıyla, görüntülerin rıza dışı kaydedildiği ilk an itibarıyla suç oluşur ve sonraki eylemler bu durumu değiştirmez.