Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2017/7634 K. sayılı kararında, sanığın ATM'ye yerleştirdiği düzenekle banka kartını sıkıştırma eyleminin, TCK madde 136/1 (verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme) yerine neden TCK 141/1 (hırsızlık) maddesine teşebbüs olarak nitelendirilmesi gerektiği ve bu suçlar arasındaki ayrımı açıklayınız.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2017/7634 E., 2017/7634 K. sayılı kararında, sanığın ATM'ye yerleştirdiği düzenekle mağdura ait banka kartının sıkışmasını sağlayıp, şifresini öğrenmeye çalıştığı eylemi incelenmiştir. Karar, bu fiilin TCK madde 136/1'deki 'verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme' suçunu değil, TCK madde 141/1'deki **hırsızlık suçuna teşebbüsü** oluşturduğunu belirtmiştir. Gerekçe şudur: TCK 136/1, 'kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi, elde edilmesi veya açıklanması' gibi fiilleri kapsar. Ancak somut olayda, sanığın asıl amacı kişisel veri (şifre) elde etmekten ziyade, ekonomik değer taşıyan menkul mal niteliğindeki banka kartını ele geçirmektir. Banka kartı üzerindeki bilgilerden ziyade, kartın kendisi bir malvarlığı değeridir. Sanık, kartı fiziken ele geçirmeye yönelik bir fiil (sıkıştırma) gerçekleştirmiş ancak bu fiil tamamlanmamıştır. Dolayısıyla, eylemin hedefi malvarlığına yönelik olduğundan ve 'alma' fiiline yönelik icra hareketine başlandığından, hırsızlık suçuna teşebbüs olarak nitelendirilmelidir. Verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme suçu ise, genellikle kişisel bilgilerin veya özel verilerin izinsiz olarak elde edilmesi durumlarında uygulama alanı bulur ve somut olaydaki gibi fiziki bir malın ele geçirilme amacını doğrudan kapsamaz.