Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin 2016/1403 E., 2017/6509 K. sayılı kararında, 'suça sürüklenen çocuk' (SSÇ) hakkında hırsızlık ve konut dokunulmazlığını ihlal suçlarında '6 yıllık zamanaşımının' suç tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunmasının hukuki sonucunu açıklayınız. Bu durumun CMUK 322. maddesi bağlamında yeniden yargılama gerektirip gerektirmediğini değerlendiriniz.
Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin 2016/1403 E., 2017/6509 K. sayılı kararında, suça sürüklenen çocuğa (SSÇ) yüklenen hırsızlık (TCK 141/1) ve konut dokunulmazlığını ihlal (TCK 141/1 ve 31/2) suçlarında, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e, 66/2, 67/4. maddelerinde öngörülen **6 yıllık zamanaşımının** suç tarihleri olan 25.12.2008 gününden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunduğu tespit edilmiştir. Dava zamanaşımının dolması, kamu davasının düşmesini gerektiren mutlak bir düşme nedenidir (CMK 223/8). Bu durum, hükmün bozulmasını gerektirmiştir. Karar, bozma nedeninin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğini belirtmiş ve 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanarak, Yargıtay'ın doğrudan SSÇ hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı sebebiyle düşmesine karar vermiştir. CMUK madde 322, Yargıtay'ın belirli durumlarda yerel mahkemeye dosyayı iade etmeden doğrudan karar vermesine olanak tanıyarak yargılama ekonomisini ve adaletin hızlı tecellisini sağlar. Bu karar, çocuk suçlulara ilişkin özel zamanaşımı sürelerinin ve yargılama sürecinde re'sen gözetilme ilkesinin önemini bir kez daha vurgulamaktadır.