Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2014/7265 E., 2015/21020 K. sayılı kararında, şantaj suçunda 'hayatın olağan akışına aykırı' bir durumun 'beraat' kararı için yeterli bir gerekçe olamayacağına ilişkin tespiti ve şantaj suçunun 'sabit olmasına rağmen' beraat kararı verilmesinin hukuki hatasını değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #310202

Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2014/7265 E., 2015/21020 K. sayılı kararında, şantaj suçunda yerel mahkemenin 'hayatın olağan akışına aykırı' olduğu gerekçesiyle beraat kararı vermesi, Yargıtay tarafından hukuka aykırı bulunmuştur. Olayda, bir babanın oğlunun cinsel istismara uğradığını görmesine rağmen bu olay bitene kadar hareketsiz kalıp, olayı gerçekleştiren şahsın evden ayrılmasına izin verip bir hafta sonra şikayetçi olması ve bu durumun 'hayatın olağan akışına aykırı olması sebebiyle şantaj suçunun sabit olmasına karşın katılanın beyanından başka delil elde edilemediğinden bahisle beraat kararı verilmesi' eleştirilmiştir. Yargıtay, bu gerekçenin yetersiz olduğunu belirterek hükmü bozmuştur. Bu karar, 'hayatın olağan akışı' ilkesinin, somut delillerle desteklenmeyen soyut bir kanaati mahkumiyet veya beraat gerekçesi yapmada tek başına yeterli olamayacağını gösterir. Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşup oluşmadığı, dosyadaki tüm delillerin bir bütün halinde değerlendirilmesiyle belirlenmelidir. Eğer şantaj suçunun unsurları (örneğin, haksız çıkar sağlama maksadıyla şeref veya saygınlığa zarar verecek hususların açıklanacağı tehdidi) sabitse, sadece mağdurun veya sanığın belirli davranışlarının 'hayatın olağan akışına aykırı' görülmesi, suçun oluşmadığı sonucunu doğurmaz; bu durum, ancak delillerin değerlendirilmesinde bir ölçüt olarak kullanılabilir, ancak tek başına belirleyici olmamalıdır.